>

>

Bir Konuyu Anlatırken Neden Sürekli Dağılıyorsun?

>

>

Bir Konuyu Anlatırken Neden Sürekli Dağılıyorsun?

>

>

Bir Konuyu Anlatırken Neden Sürekli Dağılıyorsun?

Bir Konuyu Anlatırken Neden Sürekli Dağılıyorsun?

Bir şey anlatmaya başladığında konudan konuya atlıyor, gereksiz ayrıntılara giriyor ve sonunda asıl söylemek istediğin noktayı kaybediyorsan sorun konuşacak bir şey bulamaman değildir. Büyük ihtimalle zihninden geçen her şeyi aynı anda aktarmaya çalışıyorsundur. Bu yazıda anlatımını zayıflatan alışkanlıkları ve düşüncelerini daha düzenli, açık ve etkili biçimde ifade etmenin yollarını keşfedeceksin.

Bir şey anlatmaya başlıyorsun. Cümlenin ortasında başka bir ayrıntı aklına geliyor. Onu açıklarken yeni bir konu açılıyor. Birkaç dakika sonra hem karşındaki insan ne anlatmak istediğini unutuyor hem de sen başladığın noktaya nasıl döneceğini bulamıyorsun.

Sonunda şu cümle geliyor:

“Ben bunu niye anlatıyordum?”

Bu durum yalnızca konuşma yeteneğinin zayıf olduğu anlamına gelmez. Çoğu zaman sorun, düşüncelerinin olmaması değil; zihninden geçen her şeyi aynı anda anlatmaya çalışmandır.

İyi anlatım, aklına gelen bütün ayrıntıları söylemek değildir. Karşındaki insanın takip edebileceği bir yol oluşturmaktır.

Konuşurken düşünmeye çalışıyorsun

Bazı insanlar ne söyleyeceğini belirledikten sonra konuşur. Bazıları ise ne düşündüğünü konuşurken keşfeder.

İkinci gruptaysan cümlelerin sık sık yön değiştirebilir. Çünkü daha ilk fikri tamamlamadan zihnin yeni bağlantılar üretmeye başlar. Sen de aklına gelen her ayrıntıyı kaybetmemek için hemen konuşmaya dâhil edersin.

Ortaya düşüncenin kendisi değil, düşüncenin oluşma süreci çıkar.

Karşındaki insan senin zihninin içinde değildir. Bir detayın başka bir detayla bağlantısını sen görebilirsin ancak o göremeyebilir. Bu nedenle sana doğal gelen geçişler, dinleyen kişi için kopuk görünebilir.

Konuşmadan önce birkaç saniye durmak bu yüzden önemlidir. Bu kısa duraklama ne söyleyeceğini unutmana değil, anlatmak istediğin asıl noktayı seçmene yardım eder.

Uzun girişler anlatımı daha önemli yapmaz

Dağınık anlatan insanların sık yaptığı hatalardan biri, ana konuya gelmeden önce bütün arka planı açıklamaya çalışmaktır.

“Geçen gün bir arkadaşla buluştuk ama aslında daha önce buluşacaktık. Onun işi çıktı. Zaten çalıştığı yerde son zamanlarda bazı sorunlar var. Ben de o gün başka bir yere gidecektim…”

Dinleyen kişi henüz hikâyenin neyle ilgili olduğunu bilmeden isimleri, tarihleri ve yan olayları takip etmek zorunda kalır. Dikkati daha asıl mesele başlamadan tükenir.

Oysa önce sonucu söylemek, anlatımın etkisini azaltmaz. Aksine dinleyene bir yön verir:

“Geçen gün bir arkadaşımın söylediği bir şey, onunla ilişkimi yeniden düşünmeme neden oldu.”

Artık karşı taraf, gelecek ayrıntıların neden anlatıldığını bilir. Zihninde onları yerleştirebileceği bir çerçeve oluşur.

Ana fikri sona saklamak her zaman merak yaratmaz. Bazen yalnızca sabır tüketir.

Her ayrıntıyı gerekli sanıyorsun

Bir olayı yaşamış olman, o olayın bütün ayrıntılarının anlatılması gerektiği anlamına gelmez.

Mekânın nerede olduğu, saatin kaç olduğu, oraya nasıl gittiğin veya yanında kimlerin bulunduğu bazen önemlidir. Ancak hikâyenin sonucunu değiştirmiyorsa bunların çoğu yalnızca yük oluşturur.

Bir ayrıntıyı anlatmadan önce kendine şu soruyu sor:

“Bunu çıkarırsam anlatmak istediğim şey değişir mi?”

Cevabın hayırsa büyük ihtimalle o ayrıntıya ihtiyacın yoktur.

İyi anlatan insanlar daha fazla şey bilenler değil, hangi bilginin gerekli olduğunu seçebilenlerdir. Anlatımın gücü eklenen ayrıntılardan olduğu kadar çıkarılanlardan da gelir.

Cümlelerin aynı anda birden fazla iş yapıyor

Dağınık anlatımın önemli nedenlerinden biri de tek cümlede çok fazla düşünce taşımaya çalışmaktır.

Bir fikri anlatırken gerekçe ekliyor, ardından istisna getiriyor, sonra yanlış anlaşılmamak için açıklama yapıyor ve daha ilk cümle bitmeden farklı bir sonuca geçiyorsun.

Bu tür cümlelerde hem konuşan hem dinleyen yönünü kaybeder.

Daha düzenli konuşmak için her cümleye tek bir görev ver:

  • İlk cümle konuyu söylesin.

  • İkinci cümle gerekli bağlamı versin.

  • Üçüncü cümle örneği anlatsın.

  • Son cümle ne düşündüğünü açıklasın.

Kısa cümle kullanmak basit düşünmek değildir. Karmaşık bir düşünceyi anlaşılır parçalara ayırabilmektir.

Ana fikrini kendin de bilmiyorsun

Bazen anlatımın dağılmasının nedeni üslup değil, düşüncenin henüz netleşmemiş olmasıdır.

Bir olay seni rahatsız etmiştir fakat neden rahatsız ettiğini bilmiyorsundur. Bir fikir savunuyorsundur ama onu tek bir cümlede ifade edemiyorsundur. Konuştukça kendi düşünceni bulmaya çalışırsın.

Böyle anlarda uzun uzun açıklamak yerine önce şu cümleyi tamamlamayı dene:

“Benim asıl söylemek istediğim şey…”

Bu cümlenin devamını net biçimde getiremiyorsan muhtemelen henüz anlatmaya değil, düşünmeye ihtiyacın vardır.

Düşünce net değilse kelimeler onu kendiliğinden düzene sokmaz. Yalnızca belirsizliği uzatır.

Yanlış anlaşılmaktan fazla korkuyorsun

Bazı insanlar konuşurken her ihtimali önceden açıklamaya çalışır:

“Bunu kötü anlamda söylemiyorum.”

“Herkes için geçerli demiyorum.”

“Tabii bunun istisnaları vardır.”

“Yanlış anlaşılmasın ama…”

Bu açıklamalar zaman zaman gerekli olabilir. Fakat sürekli kullanıldığında ana fikri zayıflatır. Söylediğin şeyi daha ortaya koymadan savunmaya başlamış olursun.

İletişimde bütün yanlış anlaşılma ihtimallerini ortadan kaldıramazsın. Ne kadar ayrıntılı konuşursan konuş, karşı taraf söylediklerini kendi deneyimleri üzerinden yorumlayacaktır.

Senin sorumluluğun her olasılığı kontrol etmek değil, ne demek istediğini yeterince açık ifade etmektir.

Dinleyenin yüzüne bakıp yön değiştiriyorsun

Konuşurken sürekli karşı tarafın tepkisini ölçmek de anlatımı dağıtabilir.

Dinleyen kişinin yüzünde beklediğin ifadeyi görmediğinde konuyu yeniden açıklamaya, örnekleri artırmaya veya aynı şeyi farklı cümlelerle tekrar etmeye başlarsın. Belki yalnızca düşünüyordur; sen ise anlamadığını veya sıkıldığını varsayarsın.

Böylece anlatım doğal biçimde ilerlemek yerine sürekli düzeltmelere uğrar.

Bir cümleyi söyledikten sonra hemen yeni bir açıklama eklemek zorunda değilsin. Birkaç saniye sessizlik bırak. Karşı taraf anlamadıysa zaten soru sorabilir.

Kendini tekrar etmek her zaman açıklık sağlamaz. Bazen ilk söylediğin güçlü cümleyi de görünmez hâle getirir.

Daha düzenli anlatmak için üç adımlı yapı

Günlük konuşmalarda karmaşık tekniklere ihtiyacın yok. Anlatmak istediğin çoğu konuyu şu üç aşamada düzenleyebilirsin:

1. Önce ana fikri söyle

“Geçen gün iş yerinde beni rahatsız eden bir olay yaşandı.”

Dinleyen kişi artık anlatının yönünü bilir.

2. Yalnızca gerekli bağlamı ver

“Üzerinde çalıştığım proje, bana haber verilmeden başka birine devredilmiş.”

Ana fikri anlamak için gereken bilgi budur.

3. Neden önemli olduğunu açıkla

“Beni rahatsız eden projenin devredilmesi değil, kararın benimle konuşulmadan alınmasıydı.”

Artık olay, yalnızca yaşananların sıralanması olmaktan çıkar ve anlam kazanır.

Konu, bağlam ve sonuç. Çoğu anlatım için bu üçü yeterlidir.

Hikâyenin nereye varacağını baştan bil

Bir olayı anlatmaya başlamadan önce son cümleni düşün.

Bu hikâyeyi neden anlatıyorsun?

Karşındaki insanın gülmesini mi istiyorsun? Bir fikrine katılmasını mı? Yaşadığın bir şeyi anlamasını mı? Yoksa yalnızca içini dökmek mi istiyorsun?

Amacını bilirsen hangi ayrıntıları seçmen gerektiğini de bilirsin. Sonuca hizmet etmeyen yolları daha kolay terk edersin.

Bir anlatımın başı kadar sonu da önemlidir. Sürekli yeni açıklamalar ekleyip cümleyi tüketmek yerine vardığın noktayı net biçimde söyle ve dur.

Etkili bir son bazen yalnızca şudur:

“Benim için mesele tam olarak buydu.”

İyi anlatmak, daha çok konuşmak değildir

İyi bir anlatıcı olmak için sürekli ilginç hikâyeler yaşaman, sıra dışı kelimeler kullanman veya hiç duraksamadan konuşman gerekmez.

Asıl beceri, zihnindeki karmaşık düşünceyi karşındaki insanın takip edebileceği kadar sadeleştirebilmektir.

Önce ne söylemek istediğini bul. Ana fikri erkenden ver. Yalnızca gerekli ayrıntıları kullan. Bir cümleye bir görev yükle. Sonuca ulaştığında da konuşmayı bitir.

Çünkü insanları etkileyen şey anlattığın ayrıntıların sayısı değildir.

Ne söylediğini bilmen ve bunu kaybolmadan anlatabilmendir.

Hakkımızda

Centilmen Kafası; özgüven, karakter, ilişkiler, iletişim, disiplin, stil ve kişisel gelişim üzerine gerçekçi ve uygulanabilir içerikler üreten modern bir erkek yaşam platformudur.

Bizi Takip Et:

Centilmen Bülteni

Daha güçlü bir erkeğe dönüşmek için okumaya devam et.

Centilmen Kafası’nda yayımlanan yeni yazılardan ve öne çıkan içeriklerden haberdar olmak için e-posta listemize katıl.

- Sponsorlu Reklam -

Bu alana reklam vermek için bizimle iletişime geçin.

İlgili Yazılar

Bir insanın söylediği şeyin doğru olması ile o sözün ciddiye alınması aynı şey değildir. Bunu özellikle iş hayatında, toplantılarda, sosyal ortamlarda ve tartışmalarda çok net görürüz.

Centilmen Bülteni

Centilmen Kafası’nda yayımlanan yeni yazılardan ve öne çıkan içeriklerden haberdar olmak için e-posta listemize katıl.

Centilmen Bülteni

Centilmen Kafası’nda yayımlanan yeni yazılardan ve öne çıkan içeriklerden haberdar olmak için e-posta listemize katıl.

Centilmen Bülteni

Centilmen Kafası’nda yayımlanan yeni yazılardan ve öne çıkan içeriklerden haberdar olmak için e-posta listemize katıl.