Flörtün Mesajlara Geç Cevap Veriyorsa Ne Yapmalısın?
Mesajını gönderdin. Saatler geçti, cevap yok; ama hikâye paylaşmaya vakti var. Şimdi aklında aynı sorular dönüyor: İlgisi mi azaldı, tekrar yazmalı mısın, yoksa geri mi çekilmelisin? Böyle anlarda tek bir gecikmeye fazla anlam yüklemek de sürekli tek taraflı ilerleyen bir konuşmayı sürdürmek de seni yorabilir. Peki, neye bakacaksın? Geç gelen mesajları nasıl değerlendireceğini, ne zaman açıkça konuşacağını ve hangi noktada çabalamayı bırakacağını gerçekçi örneklerle ele alıyoruz.

Flörtün mesajlarına geç cevap veriyorsa, önce aranızdaki iletişimin geneline bak. Sana nasıl cevap veriyor, seni merak ediyor mu, kendisi de konuşma başlatıyor mu, buluşmak için zaman ayırıyor mu? Vereceğin kararı bunlarla birlikte düşün. Tek bir mesajın kaç saat cevapsız kaldığı, bir insanın sana ilgisini anlamak için yeterli değil.
Bunu söylemek kolay. İçindeyken sakin kalmak biraz daha zor.
Dün akşam sohbet güzel akmış. Birbirinize takılmışsınız, gülmüşsünüz, belki hafta sonu görüşmekten söz etmişsiniz. Bugün öğlen bir şey yazıyorsun. Aradan birkaç saat geçiyor, cevap yok. Sonra Instagram’a girip hikâye paylaştığını görüyorsun.
Bir daha mesajına bakıyorsun.
“Acaba fazla mı ilgili davrandım?”
“Son yazdığım şey mi saçmaydı?”
“Bir şey daha yazsam mı?”
Az önce kendi işleriyle uğraşan adam, şimdi iki satırlık konuşmayı baştan sona incelemeye başlamış durumda. Burada kendini yakalaman önemli. Henüz ne olduğunu bilmiyorsun ama zihninde yaşananlara bir açıklama bulmuş, o açıklamaya göre kendini yargılamaya başlamışsın.
Telefonu biraz kenara bırak. Önce gerçekten ne gördüğünü ayıralım.
Mesajlara Geç Cevap Vermesi İlgisiz Olduğu Anlamına mı Gelir?
Bir insan gün içinde telefonuna bakabilir, birkaç paylaşım izleyebilir ve bir konuşmaya daha sonra dönmek isteyebilir. Çevrimiçi olduğunu görmen, neden cevap vermediğini açıklamaz. Bununla birlikte, sürekli bekleyen ve iletişimi tek başına sürdüren taraf olmanı da görmezden gelmen gerekmiyor.
Burada işine yarayacak soru şu:
“Bu insan, benimle iletişim kurmak için kendiliğinden ne yapıyor?”
Geç cevap veriyor ama iletişime katkı sağlıyor
Diyelim ki mesajına akşam cevap verdi:
“Bugün iş tam bir delilikti, ancak çıktım. Senin görüşme nasıl geçti bu arada?”
Ardından anlattıklarını dinliyor, bir ayrıntıyı soruyor, ertesi gün sana gördüğü komik bir şeyi gönderiyor. Cuma günü görüşemeyeceğini söylerken pazar öğleden sonrasını öneriyor.
Bu iletişimde gecikme var. Aynı zamanda merak, devamlılık ve çaba da var.
Mesajlaşma alışkanlığı seninkinden farklı olabilir. Gün içinde uzun uzun yazışmayı sevmiyor olabilir. Böyle bir durumda sadece cevap saatlerine bakarsan, aranızda gerçekten yaşanan güzel şeyleri gözden kaçırabilirsin.
Konuşmayı ve buluşmaları sürekli sen başlatıyorsun
Bir de başka bir tablo düşün.
Sen yazınca cevap geliyor. Çoğunlukla kısa. Sen yeni bir konu açmazsan konuşma bitiyor. Buluşmayı sen öneriyorsun, “Bakarız” diyor. Uygun olmadığı günün yerine başka bir gün söylemiyor. Bir süre yazmadığında aranızdaki iletişim tamamen kesiliyor.
Bu durumda dikkatini konuşmanın bütününe vermen gerekir. Sürekli senin çabanla devam eden bir yakınlık yaşamaya çalışıyorsun.
Bunun sebebini kesin olarak bilemeyebilirsin. İlgisi sınırlı olabilir, hayatında flörte ayıracak yeri olmayabilir veya iletişim beklentileriniz uyuşmayabilir. Kendi kararını verebilmek için onun zihnindeki bütün ayrıntıları çözmen gerekmiyor. Yaşadığın iletişimin sana uygun olup olmadığına bakabilirsin.
Yalnız bunu değerlendirirken birkaç saatlik sessizlikten hüküm çıkarma. İyi giden bir iletişimde bir günün farklı geçmesiyle, başından beri aynı belirsizliğin yaşanması arasında fark var.
Cevap Gelmeyince Tekrar Mesaj Atmalı mısın?
Henüz karşılık gelmemiş bir mesajın üzerine sırf cevap almak için yeni mesajlar ekleme.
“Yoğun musun?”
“Bir şey mi oldu?”
“Rahatsız ettiysem söyle.”
Bu mesajların her biri tek başına masum görünebilir. Fakat arka arkaya geldiklerinde konuşmanın konusu değişir. Biraz önce birlikte gülüştüğün kişiden şimdi seni rahatlatmasını bekliyorsundur. Özellikle yeni tanıştığınız bir dönemde bu, aranızdaki yakınlığın taşıyabileceğinden fazla bir beklenti yaratabilir.
İkinci mesaj yazmanın kendi başına yanlış bir tarafı yok. Söylemeyi unuttuğun bir şey olabilir. Ertesi günkü planı netleştirmen gerekebilir. Burada kendine dürüstçe soracağın şey, yazmak için yeni bir nedenin olup olmadığı.
Gerçekten bir şey paylaşmak mı istiyorsun, yoksa ilk mesajın cevapsız kalmasına dayanmakta mı zorlanıyorsun?
İkincisiyse, o huzursuzluğu hemen mesaj kutusuna taşıma. Yarım bıraktığın işe dön. Arkadaşınla yaptığın planı sürdür. Yemek yiyeceksen telefon elinde bekleyerek yemeğini soğutma.
Gününü devam ettirebilmek, böyle anlarda geliştirebileceğin çok somut bir beceri. Cevap henüz gelmemişken de yapacağın şeylere karar verebilir, dikkatini başka bir yere verebilirsin.
Geç Gelen Mesaja Nasıl Cevap Vermelisin?
Cevap geldiğinde konuşmayı hesaplaşmaya çevirme.
“Sonunda.”
“Hanımefendi bizi hatırladı.”
“Cevap vermek için bayağı düşündün herhâlde.”
Şaka gibi yazsan bile bu cümlelerin içinde birikmiş bir sitem var. Ortada konuşulması gereken bir rahatsızlık varsa onu açıkça söylemek daha anlaşılır. Henüz böyle bir mesele yoksa, gelen mesajın içeriğine cevap verebilirsin.
Sana akşam yazdı diye ertesi gün öğlene kadar beklemek zorunda değilsin. O sırada uygunsan cevap verirsin. İşin varsa işini bitirirsin. Süre hesabına girdiğinde, kendi davranışını yine onun mesaj saatine göre düzenlemiş olursun.
Bir süre sonra insan flört ettiği kişiyi tanımaya ayıracağı dikkati, ne kadar ilgili göründüğünü yönetmeye harcamaya başlıyor. Her cümlenin zamanlamasını hesaplamak yorucu. Üstelik bu hesap, aranızdaki esas soruları cevapsız bırakıyor:
Birlikte konuşmaktan keyif alıyor musunuz? Birbirinizi merak ediyor musunuz? Gerçekten görüşmek istiyor musunuz?
Bunları anlamak için konuşmanın doğal biçimde ilerlemesine de fırsat vermen gerekiyor.
Mesajlaşma Belirsizleştiğinde Buluşmayı Nasıl Netleştirirsin?
Sohbetiniz karşılıklı ilerliyor ama mesajlaşma sürekli uzayıp dağılıyorsa, uygun bir noktada buluşma önerebilirsin.
“Geçen konuştuğumuz kahveciye cumartesi uğrayalım mı? Ben öğleden sonra müsaitim.”
Bu kadar.
Karşı tarafın anlayabileceği, cevap verebileceği somut bir teklif. Birlikte zaman geçirme isteğinizi daha açık biçimde görme fırsatı verir.
Buluşma teklifine belirsiz cevap veriyorsa
Cumartesi müsait olmayabilir. “Cumartesi doluyum ama pazar olur” diyorsa planı birlikte kuruyorsunuz. “Şu ara çok yoğunum, bakarız” diyorsa bunu kesin bir söz gibi kabul edip hafta sonunu boş tutma.
“Tamam, uygun olduğunda haber ver; ona göre planlarız.”
Bunu söyledikten sonra kendi programına devam et. Her birkaç günde bir uygun olup olmadığını sorman gerekmiyor. Teklifi biliyor; devam etmek isterse onun da atabileceği bir adım var.
Birine alan bırakmak, aynı teklifin farklı sürümlerini hazırlayıp beklemek anlamına gelmiyor. Sen isteğini ifade ettin. Bundan sonrasında karşılıklı bir plan kurulup kurulmadığına bakabilirsin.
Kararlaştırdığınız buluşma için cevap bekliyorsan
Zaten bir buluşma kararlaştırdıysanız ve saat ya da yer netleşmediyse durum farklı. Planını yapabilmek için yazman gayet doğal:
“Yarın için planımız geçerli mi? Akşama kadar netleştirelim, ben de günümü ona göre ayarlayayım.”
Cevap gelmezse buluşmayı kesinleşmiş sayma. Bütün gününü belirsiz bir ihtimale ayırmak zorunda değilsin.
Burada açık olman hem kendi zamanını korur hem de karşı tarafa neyi netleştirmek istediğini gösterir.
Önceden İlgiliyken Sonradan Geç Cevap Vermeye Başladıysa
Daha önce kendisi de yazıyor, konuşmaları sürdürüyor, görüşmek istiyordu. Şimdi aralar uzamış, cevaplar kısalmış, planlar havada kalmaya başlamış.
Böyle bir değişiklik yaşandığında bunu fark ettiğini söyleyebilirsin. Özellikle bir süredir görüşüyorsanız, rahatsızlığını sürekli içine atmak aranızdaki durumu düzeltmez.
“Sohbetimiz son zamanlarda sık sık yarım kalıyor. Seninle görüşmeye devam etmek istiyorum ama şu an senin de bunu isteyip istemediğini pek anlayamıyorum. Sen nasıl görüyorsun?”
Burada kendi gözlemini ve isteğini ifade ediyorsun. “Neden böylesin?” diye bir kişilik tartışması açmıyorsun. Vereceği cevabı dinle; sonrasında iletişimin nasıl ilerlediğine de bak.
Sürekli mesajlaşmayı sevmiyor olabilir. Gün içinde seyrek yazıp akşam konuşmak ona daha uygun gelebilir. Sen de daha düzenli bir iletişim isteyebilirsin. İkinizin de rahat edebileceği bir düzen varsa bunu birlikte bulabilirsiniz.
Fakat aynı konuşmayı tekrar tekrar yapıyor, her seferinde birkaç günlüğüne rahatlıyor ve sonra aynı belirsizliğe dönüyorsan, yaşadığın durumu olduğu hâliyle değerlendir.
İyi açıklamalar duymak kadar, sana iyi gelen bir iletişim yaşayabilmek de önemli.
Mesaj Beklerken Sürekli Telefonu Kontrol Ediyorsan
Şunu da kendinden saklama: Bazen mesele gerçekten karşı tarafın ilgisizliği değildir. Mesajlaşmanın arasında kalan boşluk sana fazla ağır geliyor olabilir.
Karşı taraf seni arıyor, görüşmek için zaman ayırıyor, söylediklerini hatırlıyor; yine de iki saat cevap gelmediğinde bütün bunları unutup kötü senaryolara gidiyorsan, kendi beklentine de bakman gerekir.
Son dönemde gününün ne kadarı bu konuşmanın etrafında dönüyor? Arkadaşlarınla görüşürken bile telefonu kontrol ediyor musun? İşine odaklanman, onun son mesajının sıcaklığına göre değişiyor mu?
Bunlar nerede zorlandığını görmen için sorulan sorular.
Hoşlandığın birinin mesajını beklemen doğal. Yine de yeni başlayan bir flörtün günündeki bütün keyfi, merakı ve heyecanı taşımasını beklediğinde, her sessizlik olduğundan büyük gelmeye başlayabilir. Kendi hayatındaki diğer bağlara ve uğraşlara yer açman bu yüzden değerli.
Telefonuna baktığında cevap gelmemiş olabilir. O anda bildiğin şey bu.
Sonrasına eklediğin “Yanlış bir şey söyledim”, “Benden sıkıldı”, “Yeterince etkileyici değilim” gibi yorumların her biri ayrıca kanıt gerektiriyor. Belirsizlik yaşaman, kendin hakkında kötü bir sonuca varmanı gerektirmiyor.
Böyle anlarda o konuşmayı tekrar tekrar açmak yerine, önündeki işe dönebileceğin küçük bir karar al. Telefonu masadan kaldırıp başladığın işi bitir. Planladığın yürüyüşe çık. Arkadaşınla konuşurken dikkatini gerçekten ona ver. Cevap gelip gelmediğini hayatının her boşluğunda kontrol etmeyi yavaş yavaş azalt.
İletişimi Sürdürmekten Ne Zaman Vazgeçmelisin?
Sürekli sen yazıyor, konuları sen açıyor, buluşmayı sen öneriyor ve belirsiz cevapların peşinden yine sen gidiyorsan, gösterdiğin çabayı yeniden değerlendir.
Bir insanın seni açıkça reddetmesini beklemek zorunda değilsin. Yaşadığın iletişim sana uygun gelmediğinde de devam etmemeyi seçebilirsin.
Yeni başlayan ve zaten tek taraflı ilerleyen bir konuşmada, arka arkaya yeni konular açmayı bırakabilirsin. Bir süredir görüştüğün biriyle ise kararını kısa ve açık biçimde ifade etmek daha uygun olabilir:
“Son dönemde iletişimimizin çoğunlukla benim çabamla ilerlediğini hissediyorum. Bu şekilde devam etmek bana iyi gelmiyor, o yüzden burada bırakmak istiyorum.”
Bunu gerçekten devam etmek istemediğinde söyle. Ardından daha fazla ilgi göstermesini bekleyerek konuşmanın sonucunu takip etmeye başlarsan, aynı belirsizliğin içinde kalırsın.
Hoşlandığın birine ilgi gösterebilirsin. Yazabilir, arayabilir, görüşmek istediğini söyleyebilirsin. Sonrasında onun da sana doğru gelmesine yer bırak.
Birlikte bir şey kurup kuramayacağınızı, ancak ikinizin de ne yaptığını görebildiğinde anlayacaksın.
Konuları Keşfet
Centilmen Bülteni
Daha güçlü bir erkeğe dönüşmek için okumaya devam et.
Centilmen Kafası’nda yayımlanan yeni yazılardan ve öne çıkan içeriklerden haberdar olmak için e-posta listemize katıl.
Öne Çıkanlar
- Sponsorlu Reklam -

Bu alana reklam vermek için bizimle iletişime geçin.














